Allah Resulünün fiilleri ve sözleri çeşit çeşittir:
Bazısı ondan beşer olması itibarıyla sudur etmiş sözler ve davranışlardır. Oturup kalkmak, yemek ve içmek gibi. Tabii bu tür fiiller hüküm olarak kabul edilmez, çünkü bu Allahın Resulünden risaletinin bir bölümü olarak değil, beşerliğin bir gereği olarak südur etmiştir.
Allahın Resulünün bazı fiilleri ise dünyevi işlerle ilgili olarak tecrübelerine dayanan fillerdir. Alışveriş yapması, ziraat yapması ve askerleri düzene sokması gibi. Bu ve benzeri fiiller de hüküm sayılamaz. Çünkü dayanağı Resulün şahsi tecrübeleridir. Nitekim Allahın Resulü de bu tür fiilleri hüküm olarak kabul etmemişti. Bir seferinde sahabelerinden birisine hurmayı bir başka şekilde aşılanmasını ima eder, bunun üzerine yapılan aşı tutmaz. Resulullah da görüşüne değiştirerek buyurur ki: “Siz dünyanızın işlerini benden daha iyi bilirsiniz.”
Bazı filler ise Allahın Resulünde südur etmiş ama kendisine has filler olup başkaların şamil olmadığı konusunuda kesin deliller bulunmaktadır. Dörtten fazla kadınla evlenmek Mekke’ye ihramsız girmek, visal orucu gibi. Bu fiil ve kaviler peygamberin kendisine has olduğu ve diğerlerine şamil bulunmadığı için hüküm olarak kabul edilmez.
Bedir harbinde de Allah Resulü, ordunun belli bir yere konaklamasını ister. Bunun üzerine ashabından birisi: “buraya seni Allah mı kondurdu, yoksa harb tatbik ve görüşü mü?” diye sorar. Allahın Resulü; “Hayır harp taktik ve görüşü” der. Bunun üzerine sahabe askerin bir başka yerde konaklaması gerekeceğini mükni bir izahla ortaya atar. Allah Resulü de bu görüşe uyar.
Resulullahdan irşat, talim ve beyan maksadıyla sudür etmiş olan fiiil ve sözler hükümdür, uyulması, zorunludur. Mesela “benim nasıl namaz kıldığımı görüyorsanız öyle namaz kılın” kavli, ibadet şekillerinizi bende alın” buyruğu bunun öreğidir. Allah:
“İki ellerinizi kesiniz hükmünü.” (Maide: 5/38)
Açıklayarak, hırsızlık yapanın sağ elini bileğinden kesmesi, Maiz’in reecmedilmesinden sonra Allahın Resulüne nasıl defnedilir denildiğinde “ölülerinize nasıl yapıyorsanız ona da öyle yapın” buyurarak recmedilenin defnedilip namazını kılmayı emretmesi, had cezasını uygulamak istediğinde ne fazla sert, ne de fazla yumuşak bir sopayı seçmesi gibi. Buna benzer bir örnek de Ümmü Seleme’den rivayet edilir. Şöyle ki: Ümmü Seleme, Allahın Resulüne oruçlu iken öpmekten sual ettiğinde o, buyurur ki: “Neden kendilerine benim oruçlu iken öptüğümü söylemedin?” keza, saçın gusledilirken yaşarması konusu sorulduğunda buyurmuştur ki; “ben başına üç kerre su serpmekle yetinirim.”
Bir keresinde sahabeler inzal vaki olmadan guslun gerekip gerekmiyeceği konusunda ihtilafa düşmüşler; Hz. Ömer, Hz. Aişe’ye durumu sormuş, o da, peygamberle bir seferinde böyle oldu ve gusletik diye cevap vermiş, bunun üzerine Hz. ömer bunu kabul etmiştir. Bir diğer örnek de Hz. Ömer’in Hacer-i Esved’i öpmesi hadisesidir. Hz. Ömer Hacer-i Esved’i tavaf esnasında hem öper, hem de der ki; “biliyorum sen bir taşsın, fayda veya zarar veremezsin, eğer Alahın Resulünün seni öptüğünü görmeseydim asla öpmezdim.
Görülüyor ki Allahın Resulünün fiilleri ve kavli itibaı gerektirmeseydi sahabeler onu fiilini ve kavlini alıp benimseyerek ona uymazlalrdı.
Tags:Resulullah Sözleri, Resulullah İlahisi, Resulullah Kimdir, Resulullah Nedir, Resulullah Sözü, Resulullah Dini Sözleri, Resulullah, Resulullah İlahisi Dinle, Resulullah Anlamlı Sözleri, Resulullah Güzel Sözleri
0 yorum:
Yorum Gönder